fatal instinct bir çeşit makyevalizm
19 Mart 2013 Salı
3 Ocak 2011 Pazartesi
biraz soluk
ara verdik biraz, soluk alıp geldik, dinlendik mi ne yazık ki ama geri geldik.. bu sürede yağışlar ve bulutlar arttı, insanın iliklerine işler oldu soğuk, bir iki kanyak yudumu eklendi bedene kanın yanına, kansızlık arttı.
6 Ekim 2010 Çarşamba
Gökhan Başkan'dan alıntıdır.
Bir yanım "leave everything and go" diyor.. Bir yanım tek kelime İngilizce bilmiyor..
4 Ekim 2010 Pazartesi
Gökkuşağı
Güneşti ilk önce; hüzmeleri bulutları parçalarcasına yeryüzene varan..
Işıktı, aydınlıktı adı; hani uykusuz geçen gecelerin varmasını beklediğimiz..
Birşeyler oldu sonra anlamsız şeyler..
Tutarsız zamanlar geçti
Bir yağmur peşine gökkuşağı oldu
Yalnız çocukları avutan
Bir gün siyah bir gün beyaz yaşandı
Siyahın içinden çıktı beyaz, siyahın beyazı parçaladığı gibi..
Aydınlık geldi karanlık dünyaya
Yada terler içinde uyandığım bir rüyaydı..
Işıktı, aydınlıktı adı; hani uykusuz geçen gecelerin varmasını beklediğimiz..
Birşeyler oldu sonra anlamsız şeyler..
Tutarsız zamanlar geçti
Bir yağmur peşine gökkuşağı oldu
Yalnız çocukları avutan
Bir gün siyah bir gün beyaz yaşandı
Siyahın içinden çıktı beyaz, siyahın beyazı parçaladığı gibi..
Aydınlık geldi karanlık dünyaya
Yada terler içinde uyandığım bir rüyaydı..
29 Eylül 2010 Çarşamba
25 Eylül 2010 Cumartesi
Ah bu şarkıların gözü kör olsun
Öyle dudak büküp
hor gözle bakma
bırak "küçük dağlar" yerinde dursun
çoktan unuturdum ben seni çoktan
ah bu şarkıların gözü kör olsun
hor gözle bakma
bırak "küçük dağlar" yerinde dursun
çoktan unuturdum ben seni çoktan
ah bu şarkıların gözü kör olsun
23 Eylül 2010 Perşembe
deniyorum dostlar
Son zamanları hayatın
Meşeden bir baston taşımakta hasta, yorgun bedenim
Bir kaç adım.. Nefes nefese..
ve bir park arıyor yarı açık gözlerim
Yeşilin sahte olduğu..
Çocuk sesleri alıyor yerini annemin ninnilerinin
Gözümü kapıyorum..
Açıyorum..
Son bir can havli kırık dökük banktan doğrulmak için
Başarıyorum..
Gururlu bir keder eşliğinde
Meşeden bir baston taşımakta hasta, yorgun bedenim
Bir kaç adım.. Nefes nefese..
ve bir park arıyor yarı açık gözlerim
Yeşilin sahte olduğu..
Çocuk sesleri alıyor yerini annemin ninnilerinin
Gözümü kapıyorum..
Açıyorum..
Son bir can havli kırık dökük banktan doğrulmak için
Başarıyorum..
Gururlu bir keder eşliğinde
9 Eylül 2010 Perşembe
bir kadeh şarap ile bir kadeh rakının farkı
diye bir soru sorsalar ne dersiniz? ya da ben ne derdim.. içince karar verdim.. ikisininde ağırlığı aynı.. 1 kg demir 1 kg pamuk misali.. çok dert etmemek lazım böyle durumlarda içtikten sonra çıkıyor ederi..
5 Eylül 2010 Pazar
23 Haziran 2010 Çarşamba
Birşeyhler Daha
Kanımca savaş şu demektir; Tanrıların sofrasında insan eti hani aç karınları doyuran
22 Haziran 2010 Salı
Kırık kalem
Hafif serin bir yaz akşamı
Hani tanıdığım günlerden biri, seni
İçim üşüyor
Düşünmeye çalışıyorum olmuyor
Yazmak desen kalemim yok..
Kırık..
Oluvermiş
Erdal Erzincan'ın Semah Resitali eşliğinde başlamak en mantıklısı olsa gerek şu satırlara.. Bir süredir yoğunum, bir süredir kafamda Cern te ki çakışmalar cereyan eder oldu. Bazı şeylere anlam veremiyorum denememe rağmen, an geliyor cumburlop gün geliyor hebelüp kelimeler birbirini kovalıyor, sonra şabalak cümleler peşisıra çıkıveriyor ağızcağızımdan hüzünlenmiyor değilim ama... Anlık bir bocalamaca oluyor sonra "sur" un üflenişi ardına gelen anlık sessizlik geliyor aklıma..Sonrası kızılca-kıyamet..
2 Haziran 2010 Çarşamba
Zaafiyet
Kanımca Milletçe en önemli handikaplarımızdan biri Shrek' te ki kedi bakışlarına karşı koyamamamız..
21 Mayıs 2010 Cuma
Üzüldüm
Kertenkelelerin kuyruklarının sigorta kapsamı dışında kaldığını öğrenince olmayan arabamın anahtarını düşünerek hüzünlendim.
18 Mayıs 2010 Salı
Arayış
Aldığım her nefes taşıyor artık ciğerlerimden
Dikenli bir yatakta uyuyorum geceleri
Gün ağırana dek kabuslar
İlk ışıkla beraber acı
Sonsuzluğu özlüyorum gün ilerledikçe
olmadığını bildiğim halde
Hatırlamaya çalışıyorum her fırtımda
gökkuşağının çocuksu renklerini
Ulaşmasının imkansızlığında arıyorum
O heybetli şelalenin berrak sularını
Aldığım her nefes taşıyor ciğerlerimden
Uyanmak istemiyorum
Dikenli bir yatakta uyuyorum geceleri
Gün ağırana dek kabuslar
İlk ışıkla beraber acı
Sonsuzluğu özlüyorum gün ilerledikçe
olmadığını bildiğim halde
Hatırlamaya çalışıyorum her fırtımda
gökkuşağının çocuksu renklerini
Ulaşmasının imkansızlığında arıyorum
O heybetli şelalenin berrak sularını
Aldığım her nefes taşıyor ciğerlerimden
Uyanmak istemiyorum
13 Mayıs 2010 Perşembe
Kimse Geri Dönmez
Dağ, tepe yollar keşfettik önce sonra patikalaştırdık gittikçe.. Kesmedi bu refah yonttuk düzleştirdik iyice.. Patikayı takipteyken onu peşimize taktık.. Dağları dolanmak yerine içinden geçmeye karar verdik sonra.. Çimentoyu bulduk betonu attık önümüze ve düştük peşine.. Dağı deldik, denizi doldurduk, dünyanın malzemesinden çaldık.. Şimdi söz onda kalem kırılır..
5 Mayıs 2010 Çarşamba
Dumurs Volume 1
Uyuz oluyorum Dünyanın Güneşe en yakın olduğu tarih olan 3 Ocakta Kutbumda mevsimin kış olup lapa lapa kar yağmasına.. Bir ardıllık kapsıyor bünyemi, arka plana atılmışlık hissi veriyor güney kutbunun mantığa daha yatkın olması. Neden benim kutbum? Neden? Yılda 2 kez bu sıkıntıyı ezilmişliği yaşamaktayım sevgili dostlar. İçimde sonsuz bir hüzün var 4 temmuz yaklaşıyor psikolojim alt üst.. Dünyam güneşe en uzak konumda olacak ve benim kutbumunsa çektiği çileye bak sıcakta.. Kıskanıyorum diğer yarım küreyi..
3 Mayıs 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
